Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi
Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrel...
17 Ağu 2026 - 11:01
YAYINLANMA
Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi.
Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle lokal ileri hastalıkta tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi. Bir dönem tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı veya çevresindeki kritik yapılara yakınlığı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen bazı hastalar için bugün farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik "akıllı ilaçlar" ve ameliyat öncesi uygulanan tedaviler sayesinde, seçilmiş hastalarda cerrahi yeniden tedavi planının bir parçası haline gelebiliyor.
Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisindeki bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu belirterek, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi.
"İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor"
Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. Ülker, "İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olan bir tedavi yaklaşımıdır. Hedefe yönelik tedaviler ise tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alır. Bu nedenle hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz" diye konuştu.
Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çeken Ülker, hastaların tedavi yanıtlarının cerrahi karar açısından da önem taşıdığını belirtti. Ülker, "Tedavinin ardından tümörün ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelemeyeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynuyor" dedi.
"’Ameliyat edilemez’ demek her zaman ’hiçbir zaman ameliyat edilemez’ anlamına gelmiyor"
Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Geçmişte bazı lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirmede ameliyat uygun görülmeyebiliyordu. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi.
Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi
Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Op. Dr. Melike Güler Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ülker, "Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması, hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahiyle başlarken, bazı hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanıyor ve cerrahi daha sonraki aşamada planlanıyor" dedi.
"Cerrahi ve ilaç tedavileri artık birbirinin alternatifi değil"
Akciğer kanseri tedavisindeki yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini belirten Ülker, sözlerini şöyle tamamladı: "Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir tedavi yönteminden söz etmiyoruz. Hastalığın tipi, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat, ardından ilaç tedavisi uygulanırken; bazı hastalarda önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıyor ve sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle ‘ameliyat edilemez’ kavramının sınırları da değişiyor. Elbette her hasta cerrahi için uygun değildir; ancak geçmişte cerrahi şansı olmadığı düşünülen bazı seçilmiş hastalar, günümüzde uygulanan yeni tedaviler sonrasında yeniden ameliyat açısından değerlendirilebiliyor."
Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor.
Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle lokal ileri hastalıkta tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi. Bir dönem tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı veya çevresindeki kritik yapılara yakınlığı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen bazı hastalar için bugün farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik "akıllı ilaçlar" ve ameliyat öncesi uygulanan tedaviler sayesinde, seçilmiş hastalarda cerrahi yeniden tedavi planının bir parçası haline gelebiliyor.
Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisindeki bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu belirterek, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi.
"İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor"
Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. Ülker, "İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olan bir tedavi yaklaşımıdır. Hedefe yönelik tedaviler ise tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alır. Bu nedenle hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz" diye konuştu.
Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çeken Ülker, hastaların tedavi yanıtlarının cerrahi karar açısından da önem taşıdığını belirtti. Ülker, "Tedavinin ardından tümörün ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelemeyeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynuyor" dedi.
"’Ameliyat edilemez’ demek her zaman ’hiçbir zaman ameliyat edilemez’ anlamına gelmiyor"
Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Geçmişte bazı lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirmede ameliyat uygun görülmeyebiliyordu. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi.
Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi
Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Op. Dr. Melike Güler Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ülker, "Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması, hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahiyle başlarken, bazı hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanıyor ve cerrahi daha sonraki aşamada planlanıyor" dedi.
"Cerrahi ve ilaç tedavileri artık birbirinin alternatifi değil"
Akciğer kanseri tedavisindeki yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini belirten Ülker, sözlerini şöyle tamamladı: "Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir tedavi yönteminden söz etmiyoruz. Hastalığın tipi, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat, ardından ilaç tedavisi uygulanırken; bazı hastalarda önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıyor ve sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle ‘ameliyat edilemez’ kavramının sınırları da değişiyor. Elbette her hasta cerrahi için uygun değildir; ancak geçmişte cerrahi şansı olmadığı düşünülen bazı seçilmiş hastalar, günümüzde uygulanan yeni tedaviler sonrasında yeniden ameliyat açısından değerlendirilebiliyor."
Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor.
Kaynak :
İHA