Bakan Yumaklı: "2030 yılına kadar bütün havzalarımızda su ayak izi çalışmalarını bitirmiş olacağız"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su ayak izi çalışmalarının Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes,...
13 Ağu 2026 - 16:40
YAYINLANMA
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su ayak izi çalışmalarının Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Aras, Çoruh ve Gediz havzalarında tamamlandığını belirterek, 2030 yılına kadar tüm havzalardaki çalışmaların tamamlanacağını bildirdi.
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Namık Kiper Toplantı Salonu’nda düzenlenen ‘Ulusal Su Kurulu 6’ncı Toplantısı’ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın iştirakiyle gerçekleşti. Bakan Yumaklı, toplantıda Türkiye’nin su güvenliğini doğrudan ilgilendiren başlıkları ele aldı. Toplantıda, afet, salgın ve savaş gibi acil durumlarda güvenli içme suyuna erişimin sağlanmasına yönelik çalışmalar ile erken uyarı sistemleri ve su güvenliği planları değerlendirildi.
İbrahim Yumaklı, iklim değişikliği nedeniyle kuraklıkların uzadığını ve yağış düzeninin değiştiğini belirterek, Türkiye’nin 2025 su yılında son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığını söyledi. 2026 su yılında ise yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrettiğini ve aktif baraj doluluk oranının yüzde 72’ye yükseldiğini belirten Yumaklı, bu kez de bazı bölgelerde taşkın ve sellerin yaşandığına dikkati çekti. Yumaklı, iklim değişikliğinin artık yalnızca su kıtlığı değil, yağışın ne zaman geleceği, nerede olacağı ve ne kadarının aşırı yağış veya taşkın şeklinde gerçekleşeceği sorunu haline geldiğini ifade etti.
"Kuraklığı da taşkını da birlikte yöneteceğiz"
Havzaların bir bütün olarak değerlendirileceğini vurgulayan Bakan Yumaklı, "Kuraklığı da taşkını da birlikte yöneteceğiz. Çünkü bizim anlayışımız net. Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Bu anlayış doğrultusunda, Ulusal Su Kurulu olarak, bugüne kadar yaptığımız toplantılarda toplam 37 karar aldık. Bu kararların 27’si hayata geçti. 10 karara ilişkin çalışmalar ise ilgili kurumlarımızın katkılarıyla devam etmekte. Bu çalışmalar içinde kritik önemdeki Su Kanunu Taslağına ilişkin teknik hazırlıklarımızı tamamladık ve taslağı görüşe açtık. 2 binin üzerinde görüş geldi. Tek tek değerlendirilmiş durumda" ifadelerini kullandı.
"Kısa sürede kullanıcı sayımız 6 bini aştı"
Yumaklı, Su Verimliliği Seferberliği’nin büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu kapsamda gerekli hukuki altyapıyı oluşturduk. Şimdi de bu çalışmayı dijital ortama taşıyoruz. Su Verimliliği Bilgi Sistemimizi hizmete aldık. Kısa sürede kullanıcı sayımız 6 bini aştı. 120 binin üzerinde belgelendirme başvurusu bekliyoruz. Bu sistem sayesinde suyun nasıl kullanıldığını takip edecek, verimlilik uygulamalarını izleyecek ve su verimliliği belgelerine ilişkin işlemleri dijital ortamda yürüteceğiz. Yerel yönetimlerden sanayi tesislerine, organize sanayi bölgelerinden havalimanlarına, üniversitelerden tarımsal işletmelere kadar birçok alanda ilk belgelerimizi verdik" açıklamasında bulundu.
"2030 yılına kadar bütün havzalarımızda su ayak izi çalışmalarını bitirmiş olacağız"
Önemli başlıklardan birinin su ayak izi ve sanal su olduğunun altının çizen Yumaklı, "Vatandaşlarımızın günlük hayatında kullandığı ürünlerin üretiminde su kullanılıyor. Bir ürünün gerçek maliyetini değerlendirirken yalnızca ekonomik değerine değil, üretimi sırasında ne kadar su kullanıldığına da bakmamız gerekiyor. Özellikle su kaynaklarımızın üzerindeki baskının arttığı bir dönemde, hangi ürünün hangi havzada ne kadar su tükettiğini bilmek büyük önem taşıyor. Bu nedenle su ayak izi çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugüne kadar Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Aras, Çoruh ve Gediz havzalarında çalışmalarımızı tamamladık. 2030 yılına kadar bütün havzalarımızda bu çalışmaları bitirmiş olacağız. Böylece suyu yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, üretimden ticarete kadar bütün ekonomik süreçlerin bir parçası olarak değerlendireceğiz" dedi.
Bakan Yumaklı, kuraklık, taşkın, orman yangınları ve gıda güvenliği gibi risklerin yönetiminde teknolojiden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirterek, yapay zeka, sensörler ve dijital sistemlerle kurumlar arası veri paylaşımının sağlanacağı akıllı bir su yönetim sistemi kurulmasının hedeflendiğini ifade etti.
"Atıksu, yeniden kullanılabilecek önemli bir kaynaktır"
Bir diğer önemli konunun atıksuyun yeniden kullanımı olduğunu söyleyen Yumaklı, "Atıksuyu sadece bertaraf edilmesi gereken bir yük olarak görmüyoruz. Doğru şekilde arıtıldığında atıksu, yeniden kullanılabilecek önemli bir kaynaktır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde mevcut arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, daha ileri arıtma yatırımlarının yapılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması önceliklerimiz arasında olacaktır. Bu yatırımların hızlandırılması için yerel yönetimlerimizin finansman yükünü de dikkate almalıyız. Sadece mevcut desteklerle yetinmemeli, alternatif ve sürdürülebilir finansman modellerini de geliştirmeliyiz. Atıksu altyapımızın mevcut durumunu, yatırım ihtiyaçlarını ve öncelikli alanları değerlendireceğiz" şeklinde konuştu.
Yumaklı, Türkiye’nin COP31’e hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade ederek, barajların güvenli ve verimli işletilmesi ile sınır aşan su kaynaklarında bölgesel iş birliğinin önemine dikkati çekti. Türkiye’nin 25 nehir havzasının 5’inin sınır aşan havzalardan oluştuğunu belirten Yumaklı, değişen iklim şartlarının su yönetiminde ülkeler arası iş birliğini daha önemli hale getirdiğini dile getirdi.
"Taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir belirledik"
Taşkın yönetimine ilişkin açıklamada bulunan Bakan Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
"Ülkemizin tamamında, 25 nehir havzasında, Avrupa Birliği Taşkın Direktifi’ne uyumlu Taşkın Yönetim Planlarımızı tamamladık. Bugün artık yalnızca taşkın olduktan sonra müdahale etmeyi değil, taşkın olmadan önce riski görmeyi ve gerekli tedbirleri almayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 30 binin üzerinde taşkın haritası ve tahliye planı hazırladık. Antalya Havzası Taşkın Yönetim Planı da bu anlayışla güncellendi. 2016 yılında 7 yerleşim alanında 44 tedbir belirlenmişti. Güncel çalışmada ise taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir belirledik. Bu rakamlar bize, iklim değişikliğiyle birlikte, risklerin ne kadar büyüdüğünü açıkça gösteriyor. Bu nedenle afet olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören ve tedbirini önceden alan bir Türkiye hedefliyoruz."
Yumaklı, gelecek dönemde kuraklık ve taşkınla mücadelenin yanı sıra suyun verimli kullanılması, atık suyun yeniden kazanılması ve teknolojiden daha fazla yararlanılması gerektiğini vurguladı. Su yönetiminin tek bir kurumun ya da sektörün değil, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Namık Kiper Toplantı Salonu’nda düzenlenen ‘Ulusal Su Kurulu 6’ncı Toplantısı’ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın iştirakiyle gerçekleşti. Bakan Yumaklı, toplantıda Türkiye’nin su güvenliğini doğrudan ilgilendiren başlıkları ele aldı. Toplantıda, afet, salgın ve savaş gibi acil durumlarda güvenli içme suyuna erişimin sağlanmasına yönelik çalışmalar ile erken uyarı sistemleri ve su güvenliği planları değerlendirildi.
İbrahim Yumaklı, iklim değişikliği nedeniyle kuraklıkların uzadığını ve yağış düzeninin değiştiğini belirterek, Türkiye’nin 2025 su yılında son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığını söyledi. 2026 su yılında ise yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrettiğini ve aktif baraj doluluk oranının yüzde 72’ye yükseldiğini belirten Yumaklı, bu kez de bazı bölgelerde taşkın ve sellerin yaşandığına dikkati çekti. Yumaklı, iklim değişikliğinin artık yalnızca su kıtlığı değil, yağışın ne zaman geleceği, nerede olacağı ve ne kadarının aşırı yağış veya taşkın şeklinde gerçekleşeceği sorunu haline geldiğini ifade etti.
"Kuraklığı da taşkını da birlikte yöneteceğiz"
Havzaların bir bütün olarak değerlendirileceğini vurgulayan Bakan Yumaklı, "Kuraklığı da taşkını da birlikte yöneteceğiz. Çünkü bizim anlayışımız net. Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Bu anlayış doğrultusunda, Ulusal Su Kurulu olarak, bugüne kadar yaptığımız toplantılarda toplam 37 karar aldık. Bu kararların 27’si hayata geçti. 10 karara ilişkin çalışmalar ise ilgili kurumlarımızın katkılarıyla devam etmekte. Bu çalışmalar içinde kritik önemdeki Su Kanunu Taslağına ilişkin teknik hazırlıklarımızı tamamladık ve taslağı görüşe açtık. 2 binin üzerinde görüş geldi. Tek tek değerlendirilmiş durumda" ifadelerini kullandı.
"Kısa sürede kullanıcı sayımız 6 bini aştı"
Yumaklı, Su Verimliliği Seferberliği’nin büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu kapsamda gerekli hukuki altyapıyı oluşturduk. Şimdi de bu çalışmayı dijital ortama taşıyoruz. Su Verimliliği Bilgi Sistemimizi hizmete aldık. Kısa sürede kullanıcı sayımız 6 bini aştı. 120 binin üzerinde belgelendirme başvurusu bekliyoruz. Bu sistem sayesinde suyun nasıl kullanıldığını takip edecek, verimlilik uygulamalarını izleyecek ve su verimliliği belgelerine ilişkin işlemleri dijital ortamda yürüteceğiz. Yerel yönetimlerden sanayi tesislerine, organize sanayi bölgelerinden havalimanlarına, üniversitelerden tarımsal işletmelere kadar birçok alanda ilk belgelerimizi verdik" açıklamasında bulundu.
"2030 yılına kadar bütün havzalarımızda su ayak izi çalışmalarını bitirmiş olacağız"
Önemli başlıklardan birinin su ayak izi ve sanal su olduğunun altının çizen Yumaklı, "Vatandaşlarımızın günlük hayatında kullandığı ürünlerin üretiminde su kullanılıyor. Bir ürünün gerçek maliyetini değerlendirirken yalnızca ekonomik değerine değil, üretimi sırasında ne kadar su kullanıldığına da bakmamız gerekiyor. Özellikle su kaynaklarımızın üzerindeki baskının arttığı bir dönemde, hangi ürünün hangi havzada ne kadar su tükettiğini bilmek büyük önem taşıyor. Bu nedenle su ayak izi çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugüne kadar Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Aras, Çoruh ve Gediz havzalarında çalışmalarımızı tamamladık. 2030 yılına kadar bütün havzalarımızda bu çalışmaları bitirmiş olacağız. Böylece suyu yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, üretimden ticarete kadar bütün ekonomik süreçlerin bir parçası olarak değerlendireceğiz" dedi.
Bakan Yumaklı, kuraklık, taşkın, orman yangınları ve gıda güvenliği gibi risklerin yönetiminde teknolojiden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirterek, yapay zeka, sensörler ve dijital sistemlerle kurumlar arası veri paylaşımının sağlanacağı akıllı bir su yönetim sistemi kurulmasının hedeflendiğini ifade etti.
"Atıksu, yeniden kullanılabilecek önemli bir kaynaktır"
Bir diğer önemli konunun atıksuyun yeniden kullanımı olduğunu söyleyen Yumaklı, "Atıksuyu sadece bertaraf edilmesi gereken bir yük olarak görmüyoruz. Doğru şekilde arıtıldığında atıksu, yeniden kullanılabilecek önemli bir kaynaktır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde mevcut arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, daha ileri arıtma yatırımlarının yapılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması önceliklerimiz arasında olacaktır. Bu yatırımların hızlandırılması için yerel yönetimlerimizin finansman yükünü de dikkate almalıyız. Sadece mevcut desteklerle yetinmemeli, alternatif ve sürdürülebilir finansman modellerini de geliştirmeliyiz. Atıksu altyapımızın mevcut durumunu, yatırım ihtiyaçlarını ve öncelikli alanları değerlendireceğiz" şeklinde konuştu.
Yumaklı, Türkiye’nin COP31’e hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade ederek, barajların güvenli ve verimli işletilmesi ile sınır aşan su kaynaklarında bölgesel iş birliğinin önemine dikkati çekti. Türkiye’nin 25 nehir havzasının 5’inin sınır aşan havzalardan oluştuğunu belirten Yumaklı, değişen iklim şartlarının su yönetiminde ülkeler arası iş birliğini daha önemli hale getirdiğini dile getirdi.
"Taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir belirledik"
Taşkın yönetimine ilişkin açıklamada bulunan Bakan Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
"Ülkemizin tamamında, 25 nehir havzasında, Avrupa Birliği Taşkın Direktifi’ne uyumlu Taşkın Yönetim Planlarımızı tamamladık. Bugün artık yalnızca taşkın olduktan sonra müdahale etmeyi değil, taşkın olmadan önce riski görmeyi ve gerekli tedbirleri almayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 30 binin üzerinde taşkın haritası ve tahliye planı hazırladık. Antalya Havzası Taşkın Yönetim Planı da bu anlayışla güncellendi. 2016 yılında 7 yerleşim alanında 44 tedbir belirlenmişti. Güncel çalışmada ise taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir belirledik. Bu rakamlar bize, iklim değişikliğiyle birlikte, risklerin ne kadar büyüdüğünü açıkça gösteriyor. Bu nedenle afet olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören ve tedbirini önceden alan bir Türkiye hedefliyoruz."
Yumaklı, gelecek dönemde kuraklık ve taşkınla mücadelenin yanı sıra suyun verimli kullanılması, atık suyun yeniden kazanılması ve teknolojiden daha fazla yararlanılması gerektiğini vurguladı. Su yönetiminin tek bir kurumun ya da sektörün değil, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR