Geleceğin finansında yapay zeka çalışacak, insan karar verecek
Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Octet World Fintech Day’de, B2B finansın geleceğine ilişkin dönüşüm başlıkları ele alındı.
03 Ağu 2026 - 10:20
YAYINLANMA
Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Octet World Fintech Day’de, B2B finansın geleceğine ilişkin dönüşüm başlıkları ele alındı. Uzmanlar, 2030’a giden süreçte rutin finans operasyonlarını yapay zeka ajanlarının üstleneceğini; stratejik karar, son imza ve hesap verebilirliğin ise insanda kalacağını vurguladı.
"Oyunu Kim Kuruyor? Paylaşılan Güç, Ortak Sorumluluk" temasıyla bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen Octet World Fintech Day’in moderatörlüğünü Stratejist ve Gazeteci Güzem Yılmaz Ertem üstlendi. Etkinliğe Octet Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Derya Ekemen Fidan, İş Fütüristi, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan ile Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan katıldı. Etkinlikte finansal teknolojilerin yalnızca işlemleri dijitalleştiren araçlar olmaktan çıkarak şirketlerin karar süreçlerini destekleyen yapılara dönüşeceği üzerinde duruldu. Bankaların finansal altyapısı, finteklerin çevikliği, regülasyonun oluşturduğu güven ortamı ve teknolojinin veri işleme kapasitesinin ancak gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında bir araya geldiğinde değer oluşturabileceği ifade edildi.
"Oyunun merkezinde müşteri var"
Fintek ekosistemindeki rol paylaşımını değerlendiren Octet Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Derya Ekemen Fidan, bankaların finansal altyapıyı sağladığını, finteklerin çevik çözümler ve güçlü kullanıcı deneyimleri geliştirdiğini, düzenleyici kurumların ise yasal çerçeveyi oluşturduğunu söyledi. Ekemen Fidan, tüm bu yapıların gerçek bir müşteri ihtiyacına yanıt verdiğinde anlam kazandığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Bugünün dünyasında oyunun merkezindeki temel aktör müşteri. Asıl değer, müşterinin ihtiyacını doğru anlamak ve bu ihtiyaca yönelik çözüm üretmekle ortaya çıkıyor. Şirketlerin farklı banka, tahsilat ve ödeme kanallarında bulunan verilerinin tek noktada birleştirilmesi, dijitalleşmenin ilk adımını oluşturuyor. Ancak veriyi bir araya getirmek tek başına yeterli değil. Bu verilerin yalnızca raporlama amacıyla değil; nakit akışını izlemek, gecikmeleri erken fark etmek, kanal performanslarını değerlendirmek ve geleceğe yönelik kararlar almak için kullanılması gerekiyor. Finans ekipleri de bu dönüşümle birlikte geçmişi raporlayan bir fonksiyon olmaktan çıkarak şirketlerin strateji süreçlerine katkı sağlayan yapılara dönüşüyor."
"KOBİ’lere dijital deneyimi de anlatmalıyız"
Şirketin KOBİ’lere yönelik yapılanmasını genişlettiğini açıklayan Fidan, büyük ölçekli şirketlerle yürütülen çalışmaların yanı sıra KOBİ’lere özel bir yapı oluşturduklarını dile getirdi. Anadolu’nun farklı bölgelerinde kurulan ekiplerle KOBİ’lere doğrudan ulaşmaya başladıklarını aktaran Fidan, finansal okuryazarlığın dijital çözümlerin iş süreçlerinde nasıl kullanılacağına ilişkin bilgi ve deneyimle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Müşteri ihtiyacının ürün geliştirme sürecinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Fidan, Doğrudan Borçlandırma Sistemi’ni bu yaklaşıma örnek göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: "KOBİ’lere yalnızca finansal okuryazarlığı değil, dijital çözümleri iş süreçlerinde nasıl kullanabileceklerini de anlatmamız gerekiyor. Çünkü dijitalleşmenin gerçek karşılığı, bir teknolojinin varlığından çok işletmenin günlük operasyonunu ne ölçüde kolaylaştırdığıyla ortaya çıkıyor. Daha önce şirketler, farklı bankalardaki bayi limitlerini ayrı ayrı sorgulamak zorundaydı. Şirketimizin çözümüyle bu bilgiler artık tek platformda görüntülenebiliyor. Böylece finansal operasyonlar daha bütüncül bir bakış açısıyla izlenebiliyor ve daha etkin yönetilebiliyor. Tüm bunlara baktığımızda önümüzdeki dönemde rekabet, daha fazla ekran veya özellik sunmaktan çok, müşterinin operasyonel karmaşasını ve karar yükünü ne ölçüde azalttığınızla şekillenecek."
Finans ekipleri stratejik iş ortağına dönüşüyor
Güzem Yılmaz Ertem’in dijitalleşmenin finans ekiplerinin rolünü nasıl değiştirdiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan, geçmişte finansal ve operasyonel verilerin farklı sistemlerde bulunması nedeniyle ekiplerin zamanının önemli bölümünü farklı kaynaklardaki verileri toplamak, bütüncül hale getirmek ve analiz edilebilir duruma getirmek için harcadığını anlattı. Entegre sistemler ve otomasyon sayesinde bugün verilere daha hızlı ve bütüncül biçimde ulaşabildiklerini kaydeden Özozan şöyle konuştu: "Artık zamanımızı veri hazırlamak yerine veriyi yorumlamaya, farklı senaryoları değerlendirmeye ve iş birimleriyle birlikte daha hızlı ve isabetli kararlar almaya ayırabiliyoruz. Finans geçmişte daha çok ‘Ne oldu?’ sorusuna yanıt veren bir fonksiyondu. Bugün ise ‘Ne olabilir?’ ve ‘En doğru kararı nasıl alabiliriz?’ sorularına odaklanan; satış, pazarlama ve operasyon ekipleriyle birlikte çalışan stratejik bir iş ortağına dönüştü. Ancak burada amaç, her yeni teknolojiyi sisteme dahil etmek değil; işimize ve müşterimize gerçek katkı sağlayan çözümleri doğru şekilde kullanmak. Süreçlerde sağlanan her iyileşme yalnızca şirket içi verimliliği artırmıyor, müşteri deneyimine de doğrudan yansıyor. Bu nedenle teknolojiyi yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olarak değil, karar kalitesini güçlendiren ve müşteriye değer oluşturan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz."
"Sorumluluk algoritmaya devredilemez"
Yapay zeka ajanlarının finans ekiplerinin günlük işleyişinde giderek daha fazla sorumluluk üstleneceğini söyleyen İş Fütüristi, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan; fatura ve sipariş eşleştirme, nakit akışını tahmin etme, vade ve ödeme seçeneklerini karşılaştırma, rapor ve öneri üretme gibi tekrarlanan görevlerin yapay zeka ajanları tarafından yürütülebileceğini belirtti. Ancak bu dönüşümün insani karar mekanizmasının dışına çıkarmayacağının altını çizdi.
Tarhan’a göre geleceğin finans yöneticileri, her işlemi tek tek yapan kişiler olmaktan çıkarak hedefleri, yetki seviyelerini ve hareket sınırlarını belirleyen; insanlarla dijital iş gücü arasındaki uyumu sağlayan birer orkestra şefine dönüşecek. Yapay zekanın en uygun seçenekleri hesaplayabileceğini, ancak hangi durumlarda istisna uygulanacağına, hangi müşteriye nasıl yaklaşılacağına ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiğine yine insanın karar vereceğini ifade eden Tarhan şu görüşleri paylaştı: "Yapay zeka bize raporlar, öngörüler ve öneriler sunarak işimizi önemli ölçüde kolaylaştıracak. Ajanlar en uygun seçeneği hesaplayabilecek, tekrarlanan görevleri üstlenebilecek ve karar süreçlerini hızlandırabilecek. Ancak stratejik kararların bütünüyle teknolojiye bırakılması mümkün değil. Kime hayır denileceğini, hangi özel durumda nasıl davranılacağını ve hangi sinyale ne zaman müdahale edilmesi gerektiğini insan belirleyecek. Bu nedenle gelecekte fark oluşturacak yöneticiler hem teknolojiye hem de yaptıkları işin özüne hakim olan ve insanlarla yapay zeka ajanları arasındaki orkestrasyonu doğru kurabilen kişiler olacak. Algoritmaya güvenelim ve onunla çalışalım; ancak kontrolü, istisnaları fark etme kabiliyetini ve sorumluluğu insanda tutmak zorundayız. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, son kararın ve hesap verebilirliğin merkezinde insan olmaya devam edecek."
Yapay zeka etiği ve hesap verebilirlik konusuna da değinen Tarhan, sistemlerin gerçekleştirdiği işlemlerin sorumluluğunun algoritmaya yüklenemeyeceğini söyledi. Otomasyonun standart süreçleri yönetebileceğini ancak beklenmeyen durumları, istisnaları ve erken müdahale gerektiren gelişmeleri deneyimli insanların fark edebileceğine işaret etti.
"2030’da son imzayı insan atacak"
Panelin kapanışında Güzem Yılmaz Ertem’in 2030 yılında B2B finansın nasıl şekilleneceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan konuşmacılar, teknolojinin görünmez hale geleceği ancak sorumluluğun daha belirgin biçimde insanda kalacağı bir gelecek öngördü.
Derya Ekemen Fidan, şirketlerin kaç bankayla çalıştığından çok, tüm finansal ekosistemlerini ne kadar bütünleşik yönettiklerinin ve veriyi nasıl kullandıklarının belirleyici olacağını söyledi. Ekemen Fidan, farklı kanallardan gelen bilgilerin tek bir yapı içinde anlamlandırıldığı ve karar süreçlerine dönüştürüldüğü bir modelin öne çıkacağını ifade etti.
Ufuk Tarhan, rutin ödeme ve tahsilat işlemlerini yapay zeka ajanlarının yürüttüğü, ancak hareket sınırlarının insan tarafından çizildiği görünmez bir karar ağı oluşacağını belirtti. Tarhan’a göre sistemler seçenekleri sunacak, işlemleri hızlandıracak ve öneriler geliştirecek; ancak son imza ve hesap verebilirlik insanda kalacak.
Burçin Özozan ise finansın şirket içinde ayrı ve destekleyici bir süreç olmaktan çıkarak müşteri deneyiminin doğal bir parçasına dönüşeceğini dile getirdi. Özozan, rutin operasyonların teknoloji tarafından üstlenilmesiyle finans ekiplerinin stratejiye, öngörüye, karar kalitesine ve iş ortaklığına daha fazla odaklanacağını kaydetti.
"Oyunu Kim Kuruyor? Paylaşılan Güç, Ortak Sorumluluk" temasıyla bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen Octet World Fintech Day’in moderatörlüğünü Stratejist ve Gazeteci Güzem Yılmaz Ertem üstlendi. Etkinliğe Octet Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Derya Ekemen Fidan, İş Fütüristi, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan ile Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan katıldı. Etkinlikte finansal teknolojilerin yalnızca işlemleri dijitalleştiren araçlar olmaktan çıkarak şirketlerin karar süreçlerini destekleyen yapılara dönüşeceği üzerinde duruldu. Bankaların finansal altyapısı, finteklerin çevikliği, regülasyonun oluşturduğu güven ortamı ve teknolojinin veri işleme kapasitesinin ancak gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında bir araya geldiğinde değer oluşturabileceği ifade edildi.
"Oyunun merkezinde müşteri var"
Fintek ekosistemindeki rol paylaşımını değerlendiren Octet Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Derya Ekemen Fidan, bankaların finansal altyapıyı sağladığını, finteklerin çevik çözümler ve güçlü kullanıcı deneyimleri geliştirdiğini, düzenleyici kurumların ise yasal çerçeveyi oluşturduğunu söyledi. Ekemen Fidan, tüm bu yapıların gerçek bir müşteri ihtiyacına yanıt verdiğinde anlam kazandığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Bugünün dünyasında oyunun merkezindeki temel aktör müşteri. Asıl değer, müşterinin ihtiyacını doğru anlamak ve bu ihtiyaca yönelik çözüm üretmekle ortaya çıkıyor. Şirketlerin farklı banka, tahsilat ve ödeme kanallarında bulunan verilerinin tek noktada birleştirilmesi, dijitalleşmenin ilk adımını oluşturuyor. Ancak veriyi bir araya getirmek tek başına yeterli değil. Bu verilerin yalnızca raporlama amacıyla değil; nakit akışını izlemek, gecikmeleri erken fark etmek, kanal performanslarını değerlendirmek ve geleceğe yönelik kararlar almak için kullanılması gerekiyor. Finans ekipleri de bu dönüşümle birlikte geçmişi raporlayan bir fonksiyon olmaktan çıkarak şirketlerin strateji süreçlerine katkı sağlayan yapılara dönüşüyor."
"KOBİ’lere dijital deneyimi de anlatmalıyız"
Şirketin KOBİ’lere yönelik yapılanmasını genişlettiğini açıklayan Fidan, büyük ölçekli şirketlerle yürütülen çalışmaların yanı sıra KOBİ’lere özel bir yapı oluşturduklarını dile getirdi. Anadolu’nun farklı bölgelerinde kurulan ekiplerle KOBİ’lere doğrudan ulaşmaya başladıklarını aktaran Fidan, finansal okuryazarlığın dijital çözümlerin iş süreçlerinde nasıl kullanılacağına ilişkin bilgi ve deneyimle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Müşteri ihtiyacının ürün geliştirme sürecinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Fidan, Doğrudan Borçlandırma Sistemi’ni bu yaklaşıma örnek göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: "KOBİ’lere yalnızca finansal okuryazarlığı değil, dijital çözümleri iş süreçlerinde nasıl kullanabileceklerini de anlatmamız gerekiyor. Çünkü dijitalleşmenin gerçek karşılığı, bir teknolojinin varlığından çok işletmenin günlük operasyonunu ne ölçüde kolaylaştırdığıyla ortaya çıkıyor. Daha önce şirketler, farklı bankalardaki bayi limitlerini ayrı ayrı sorgulamak zorundaydı. Şirketimizin çözümüyle bu bilgiler artık tek platformda görüntülenebiliyor. Böylece finansal operasyonlar daha bütüncül bir bakış açısıyla izlenebiliyor ve daha etkin yönetilebiliyor. Tüm bunlara baktığımızda önümüzdeki dönemde rekabet, daha fazla ekran veya özellik sunmaktan çok, müşterinin operasyonel karmaşasını ve karar yükünü ne ölçüde azalttığınızla şekillenecek."
Finans ekipleri stratejik iş ortağına dönüşüyor
Güzem Yılmaz Ertem’in dijitalleşmenin finans ekiplerinin rolünü nasıl değiştirdiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan, geçmişte finansal ve operasyonel verilerin farklı sistemlerde bulunması nedeniyle ekiplerin zamanının önemli bölümünü farklı kaynaklardaki verileri toplamak, bütüncül hale getirmek ve analiz edilebilir duruma getirmek için harcadığını anlattı. Entegre sistemler ve otomasyon sayesinde bugün verilere daha hızlı ve bütüncül biçimde ulaşabildiklerini kaydeden Özozan şöyle konuştu: "Artık zamanımızı veri hazırlamak yerine veriyi yorumlamaya, farklı senaryoları değerlendirmeye ve iş birimleriyle birlikte daha hızlı ve isabetli kararlar almaya ayırabiliyoruz. Finans geçmişte daha çok ‘Ne oldu?’ sorusuna yanıt veren bir fonksiyondu. Bugün ise ‘Ne olabilir?’ ve ‘En doğru kararı nasıl alabiliriz?’ sorularına odaklanan; satış, pazarlama ve operasyon ekipleriyle birlikte çalışan stratejik bir iş ortağına dönüştü. Ancak burada amaç, her yeni teknolojiyi sisteme dahil etmek değil; işimize ve müşterimize gerçek katkı sağlayan çözümleri doğru şekilde kullanmak. Süreçlerde sağlanan her iyileşme yalnızca şirket içi verimliliği artırmıyor, müşteri deneyimine de doğrudan yansıyor. Bu nedenle teknolojiyi yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olarak değil, karar kalitesini güçlendiren ve müşteriye değer oluşturan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz."
"Sorumluluk algoritmaya devredilemez"
Yapay zeka ajanlarının finans ekiplerinin günlük işleyişinde giderek daha fazla sorumluluk üstleneceğini söyleyen İş Fütüristi, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan; fatura ve sipariş eşleştirme, nakit akışını tahmin etme, vade ve ödeme seçeneklerini karşılaştırma, rapor ve öneri üretme gibi tekrarlanan görevlerin yapay zeka ajanları tarafından yürütülebileceğini belirtti. Ancak bu dönüşümün insani karar mekanizmasının dışına çıkarmayacağının altını çizdi.
Tarhan’a göre geleceğin finans yöneticileri, her işlemi tek tek yapan kişiler olmaktan çıkarak hedefleri, yetki seviyelerini ve hareket sınırlarını belirleyen; insanlarla dijital iş gücü arasındaki uyumu sağlayan birer orkestra şefine dönüşecek. Yapay zekanın en uygun seçenekleri hesaplayabileceğini, ancak hangi durumlarda istisna uygulanacağına, hangi müşteriye nasıl yaklaşılacağına ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiğine yine insanın karar vereceğini ifade eden Tarhan şu görüşleri paylaştı: "Yapay zeka bize raporlar, öngörüler ve öneriler sunarak işimizi önemli ölçüde kolaylaştıracak. Ajanlar en uygun seçeneği hesaplayabilecek, tekrarlanan görevleri üstlenebilecek ve karar süreçlerini hızlandırabilecek. Ancak stratejik kararların bütünüyle teknolojiye bırakılması mümkün değil. Kime hayır denileceğini, hangi özel durumda nasıl davranılacağını ve hangi sinyale ne zaman müdahale edilmesi gerektiğini insan belirleyecek. Bu nedenle gelecekte fark oluşturacak yöneticiler hem teknolojiye hem de yaptıkları işin özüne hakim olan ve insanlarla yapay zeka ajanları arasındaki orkestrasyonu doğru kurabilen kişiler olacak. Algoritmaya güvenelim ve onunla çalışalım; ancak kontrolü, istisnaları fark etme kabiliyetini ve sorumluluğu insanda tutmak zorundayız. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, son kararın ve hesap verebilirliğin merkezinde insan olmaya devam edecek."
Yapay zeka etiği ve hesap verebilirlik konusuna da değinen Tarhan, sistemlerin gerçekleştirdiği işlemlerin sorumluluğunun algoritmaya yüklenemeyeceğini söyledi. Otomasyonun standart süreçleri yönetebileceğini ancak beklenmeyen durumları, istisnaları ve erken müdahale gerektiren gelişmeleri deneyimli insanların fark edebileceğine işaret etti.
"2030’da son imzayı insan atacak"
Panelin kapanışında Güzem Yılmaz Ertem’in 2030 yılında B2B finansın nasıl şekilleneceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan konuşmacılar, teknolojinin görünmez hale geleceği ancak sorumluluğun daha belirgin biçimde insanda kalacağı bir gelecek öngördü.
Derya Ekemen Fidan, şirketlerin kaç bankayla çalıştığından çok, tüm finansal ekosistemlerini ne kadar bütünleşik yönettiklerinin ve veriyi nasıl kullandıklarının belirleyici olacağını söyledi. Ekemen Fidan, farklı kanallardan gelen bilgilerin tek bir yapı içinde anlamlandırıldığı ve karar süreçlerine dönüştürüldüğü bir modelin öne çıkacağını ifade etti.
Ufuk Tarhan, rutin ödeme ve tahsilat işlemlerini yapay zeka ajanlarının yürüttüğü, ancak hareket sınırlarının insan tarafından çizildiği görünmez bir karar ağı oluşacağını belirtti. Tarhan’a göre sistemler seçenekleri sunacak, işlemleri hızlandıracak ve öneriler geliştirecek; ancak son imza ve hesap verebilirlik insanda kalacak.
Burçin Özozan ise finansın şirket içinde ayrı ve destekleyici bir süreç olmaktan çıkarak müşteri deneyiminin doğal bir parçasına dönüşeceğini dile getirdi. Özozan, rutin operasyonların teknoloji tarafından üstlenilmesiyle finans ekiplerinin stratejiye, öngörüye, karar kalitesine ve iş ortaklığına daha fazla odaklanacağını kaydetti.
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR