Mardin’de İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı açıldı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan ile Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mardin’de İş Yurtları Ürün ve El San...
06 Kas 2026 - 16:20
YAYINLANMA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan ile Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mardin’de İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı açılışına katıldı.
Mardin’de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkındaki programa Bakanlar Gürlek ile Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Milletvekili Muhammed Adak, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman, Bakan yardımcıları, adliye personeli ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, İş Yurtları, Ürün ve El Sanatları Fuarının emeğin insan hayatındaki dönüştürücü gücünün meslek edinmenin ve yeniden başlamanın ne kadar kıymetli olduğunun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. İnsanın hayatında hatalar, yanlış tercihler ve bazen telafisi güç hadiseler yaşayabileceğini kaydeden Bakan Işıkhan, ’’Ancak önemli olan insanın geçmişindeki hatalarına mahkum edilmemesi, yeniden ayağa kalkabilmesi ve topluma faydalı birey olarak hayatına devam edebilmesidir. Adalet toplumun huzurunu ve güvenliğini teminat altına alırken insana yeniden bir gelecek kurma fırsatı da sunar. İşte bugün burada sergilenen her bir ürünün ardında bu anlayışın somut bir karşılığı bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bizler de insanımızın meslek edinmesini becerilerini geliştirmesini ve üretken bir hayatın içerisinde yer almasını son derece kıymetli buluyoruz. Bu anlayışa Adalet Bakanlığımızla kıymetli bir işbirliği yürütüyoruz. Geçtiğimiz yıl Bakanlıklarımız arasında imzaladığımız protokolle hükümlülerin, yükümlülerin ve eski hükümlülerin istihdam imkanlarını geliştirmeyi ve çalışma hayatına katılımlarını kolaylaştırmayı hedeflemekteyiz. Ceza ve infaz kurumlarında kazanılan bir mesleğin tahliye sonrası yeni bir hayatın kapısı olmasını da destekliyoruz. İş-Kur aracılığıyla yürüttüğümüz çalışmalarda da eski hükümlü vatandaşlarımızın istihdama katılmalarına destek oluyoruz. Nitekim bu sene kendi işini kurmak isteyen eski hükümlü vatandaşlarımıza sağladığımız hibe desteğinin üst limitini bu yıl 550 bin liraya yükselttik’’ dedi.
’’Milletimize hizmet etmeye ve ülkemizi Türkiye yüzyılı hedeflerine taşımaya devam edeceğiz’’
Mardin’in tarihi boyunca emeğin, ustalığın ve zanaatkarlığın hayat bulduğu bir merkez halinde olduğunu anlatan Bakan Işıkhan, şöyle devam etti:
’’Bu şehrin taşına işleyen her nakışta, telkarisinde, bakırcılığında ve dokumacılığında bu yüz yılların birikimi, alın teri ve sabrı vardır. Bugün burada sergilenen eserler de aynı emeği aynı sabrı ve aynı üretim gayesini sürdürmekteyiz. Bu topraklarda taşın sanata dönüştüğü gibi emeğin de insan hayatına dönüştürdüğüne inanıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin her alanda gelişmesi ve insanı merkeze alan kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla büyük bir çaba sarf ediyoruz. Bizler inanıyoruz ki güçlü bir Türkiye, adaletiyle, toplumsal dayanışmasıyla, üretim gücüyle ve her bir vatandaşına sunduğu fırsatlarla yükselecektir. Bu anlayışla milletimize hizmet etmeye ve ülkemizi Türkiye yüzyılı hedeflerine taşımaya devam edeceğiz. Ayrıca bu fuarın da Mardin’de organize edilmesinden dolayı da büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Emek vererek, öğrenerek, üreterek bu eserleri ortaya çıkaran tüm kardeşlerimi gönülden kutluyorum.’’
’’Bu fuarda sergilenen her ürünün arkasında meslek edinme süreci bulunuyor’’
Adalet Bakanı Akın Gürlek de, İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarında, ülkenin dört bir yanındaki ceza infaz kurumlarının iş yurdu atölyelerinde ortaya çıkan emeği, üretimi ve mesleki birikimi Mardinli vatandaşlara buluşturduklarını söyledi. Bakan Gürlek, şöyle dedi:
’’Bu güzel fuarda sergilenen her ürünün arkasında bir eğitim, bir meslek edinme süreci, çalışma disiplini ve büyük bir teşkilat emeği bulunuyor. Ortaya çıkan eserleri gördükçe çalışma arkadaşlarımla bir kez daha gurur duyuyorum. Üretim merkezlerinden tedarik zincirlerine, tasarım ve Ar-Ge çalışmalarından üretim atölyelerine kadar bu sürecin her aşaması, değerli bir ortak aklın ve emeğin eseridir. Burada gördüğümüz ürünlerin kıymetini, onları ortaya çıkaran bu büyük çalışmayla birlikte değerlendirmek gerekir. Çünkü bu atölyelerde yalnızca üretim yapılmıyor, insanların tahliye sonrasında hayatlarını yeniden kurabilmeleri için bilgi, beceri ve tecrübe kazanmaları da sağlanıyor. Adalet Bakanlığı olarak ceza infaz sürecine yalnızca cezanın yerine getirildiği bir dönem olarak bakmıyoruz. Hukuk devletinin görevi, verilen hükmü eksiksiz biçimde infaz etmek kadar, kişinin yeniden topluma dönüşüne hazırlanmasını da sağlamaktır. Ceza infaz kurumlarında bulunan insanların yeniden ailelerine, çalışma hayatına ve toplumun içine dönecekleri gerçeğini göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Dolayısıyla mesele yalnızca kişinin cezasını tamamlaması değildir. Asıl meselelerden biri de tahliye olduğunda hayatını yeniden kurabilmesine imkân sağlayacak bilgiye, mesleğe, iş tecrübesine ve çalışma disiplinine sahip olabilmesidir. Böylesine zorlu bir süreçten müspet sonuçlar elde edilmesini sağlayan çalışmalar, ekonomimize ve nitelikli iş gücümüze katkı sunarken geleceğe yönelik umutları da güçlendirmektedir. İş Yurtları Kurumumuzun temel amacı da budur, hükümlü ve tutuklularımızın meslek sahibi olmalarını sağlamak, mevcut mesleki becerilerini geliştirmek, üretim süreçlerine katılarak sorumluluk ve iş tecrübesi kazanmalarına imkan vermek, tahliye sonrasında nitelikli bir işe girebilmelerini veya kendi işlerini kurabilmelerini kolaylaştırmak ve toplumsal hayata yeniden uyumlarını desteklemek. Bu konuda yapılan araştırmalar da iş yurtlarında yürütülen çalışmaların, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına, nitelikli iş gücüne katılmalarına, ekonomik ve sosyal hayata uyum sağlamalarına katkısını ortaya koymaktadır. Bu anlayışın bugün ulaştığı kapasiteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İş Yurtları Kurumumuz bünyesinde 379 İş Yurdu Müdürlüğü, 200’ü aşkın iş ve meslek kolunda faaliyet göstermektedir. Mobilyadan tekstile, metal işlerinden gıdaya, tarım ve hayvancılıktan elektrik-elektroniğe, inşaat ve onarımdan el sanatlarına kadar çok geniş bir alanda eğitim ve üretim gerçekleştirilmektedir. Bu büyük yapının yürütülmesinde 12 bin 635 personelimiz görev yapmaktadır. 2025 yılı içerisinde 77 binden fazla hükümlü ve tutuklu, çalışma ve işbaşı mesleki eğitim süreçlerine katılmıştır. Böylece bu süreçlere katılım, 2024 yılına göre yaklaşık yüzde 32,6 oranında artmıştır. 2026 yılında da bu çalışmalarımızı sürdürdük. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla, yıl içerisinde faaliyetlerimizde yer alan hükümlü ve tutuklu sayısı yaklaşık 82 bine ulaşmıştır. Halen bu faaliyetlerin içerisinde yer alan hükümlü ve tutuklu sayısı ise 32 binin üzerindedir. Ancak bizim için bu rakamlar kadar önemli olan, insanların ceza infaz kurumlarından hangi bilgi ve becerileri kazanarak ayrıldıklarıdır. Bu nedenle üretim faaliyetlerini mesleki eğitimle desteklemeye özel bir önem veriyoruz. Ceza infaz kurumlarımızdaki Mesleki Eğitim Merkezi sayısını son altı ay içerisinde 67’den 73’e çıkardık. Ekim 2026 sonu itibarıyla bin 306 hükümlü öğrencimiz bu merkezlerde eğitimlerine devam etmektedir. Eğitimlerin sonunda kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgeleri ile meslek lisesi diplomaları verilmektedir. Bugüne kadar bu kapsamda 25 bin 812 mesleki belge düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumuna bir mesleği olmadan giren bir insanın, tahliye olduğunda elinde geçerli bir meslek belgesiyle çıkabilmesi son derece kıymetlidir. Ancak bu belgenin çalışma hayatında karşılık bulması da en az onun kadar önemlidir. Amacımız, kişinin bir işyerinde çalışabilmesi, kendi işini kurabilmesi ve ailesinin geçimine kendi emeğiyle katkı sağlayabilmesidir. Bu noktada yalnızca kurumlarımızın kendi imkanlarıyla yetinmiyor kamu kurumlarımızla ve özel sektörümüzle güçlü mesleki iş birlikleri yürütüyoruz.’’
’’Eğitim faaliyetlerimizi yalnızca meslek kazandırmakla sınırlı tutmuyoruz’’
Kasım 2026 itibarıyla kamu sektörüyle yapılan 80 ayrı sözleşme ve özel sektörle yapılan 105 ayrı sözleşme kapsamında, toplam 4 bini aşkın hükümlü ve tutukluya doğrudan çalışma ve mesleki deneyim imkanının sağlandığına değinen Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
’’Çünkü ceza infaz kurumunda edinilen mesleki tecrübenin gerçek çalışma hayatıyla buluşması, kişinin tahliye sonrasında istihdama katılımını güçlendirmektedir. Önümüzdeki dönemde kamu kurumlarımızla, meslek kuruluşlarımızla ve özel sektörümüzle bu iş birliklerini daha da geliştirecek; kamu işyerlerinde eski hükümlü çalıştırılmasına ilişkin kanuni yükümlülüğün etkin uygulanmasının da takipçisi olacağız. Eğitim faaliyetlerimizi ise yalnızca meslek kazandırmakla sınırlı tutmuyoruz. İnsanın toplumsal hayata yeniden hazırlanmasını, manevi rehberlik ve eğitim çalışmalarıyla da destekliyoruz. Bu kapsamda hafızlık eğitimini tamamlayan hükümlülerimizin olması da yürütülen çalışmaların kıymetli sonuçlarından biridir. Bütün bu çalışmalarla, kişinin tahliye sonrasında kendisine yeni, meşru ve üretken bir hayat kurabileceği imkânları güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü yeniden suça yönelmeyi önlemenin en etkili yollarından biri de insanın böyle bir hayatı kurabilecek donanıma ve umuda sahip olmasıdır. İş yurtlarımızda yürütülen üretim faaliyetleri, bu toplumsal katkının yanında kamu hizmetlerine de destek olmaktadır. Adliyelerimizden üniversitelere, hastanelerden belediyelere ve diğer kamu kurumlarına kadar pek çok kurumun mobilya, tekstil, metal, gıda, bakım-onarım ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunulmaktadır. Dolayısıyla burada hem bir eğitim hizmeti hem bir üretim faaliyeti hem de güçlü bir topluma kazandırma politikası yürütülmektedir. Bu ortak emek, adalet hizmetinin ne kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu da göstermektedir. Adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan veya dosyalara yazılan hükümlerden ibaret değildir. Adalet, verilen kararın doğru şekilde infaz edilmesini, toplumun güvenliğinin korunmasını, mağdurun hukukunun gözetilmesini ve cezasını çeken kişinin yeniden topluma kazandırılmasını da kapsayan bütüncül bir devlet sorumluluğudur. Devletimiz, vatandaşımızın huzuruna kasteden suçlularla ve organize suç çeteleriyle hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde mücadele etmekte ve bu mücadelede hiçbir taviz vermemektedir. Ancak güçlü devlet anlayışımız bununla sınırlı değildir. Cezasını çeken insanın yeniden suçun içine sürüklenmemesi, bir meslek ve iş sahibi olarak hayatını yeniden kurabilmesi için ortaya koyduğumuz irade de bu anlayışın bir gereğidir. Devletimizin insana uzattığı el, bu sorumluluğun ifadesidir. İş Yurtları Kurumumuz, işte bu anlayışın en somut tezahürlerinden biridir.’’
’’Ceza infaz sistemimizi daha güçlü hale getirmeye devam edeceğiz’’
Bir taraftan suç ve suç örgütleriyle mücadelede tavizsiz bir iradeyi sürdürürken, diğer taraftan hükümlülerin yeniden topluma kazandırılması için gerekli imkanları oluşturmaktan da hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Bakan Gürlek, ’’Biz bu anlayışı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye yüzyılını yalnızca ekonomide, teknolojide, savunma sanayisinde veya büyük yatırımlarda daha güçlü bir Türkiye hedefi olarak değerlendirmiyoruz. Bu büyük vizyonun aynı zamanda hukukla, insan onuruyla, güçlü kurumlarla ve toplumsal huzurla tamamlanması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye yüzyılını Adaletin Yüzyılı kılma hedefimiz, ceza ve infaz alanındaki çalışmalarımıza da yön vermektedir. Bu hedef bizim için yalnızca yargılamaların hızlanması veya adliye hizmetlerinin geliştirilmesi değildir. Hükümlü ve tutukluların eğitim ve meslek edinme imkânlarının artırılması, kurumlarımızın fiziki ve teknik kapasitesinin geliştirilmesi, personelimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve tahliye sonrasında kişinin toplumsal hayata katılımının desteklenmesi de bu hedefin ayrılmaz parçalarıdır. Bu hedeflere ulaşmak için kurumlarımızın kapasitesini geliştirirken sistemimizin işleyişini de aynı dikkatle ele alıyoruz. Ceza ve infaz sistemimizin daha etkin, daha güçlü ve toplumsal ihtiyaçlara daha doğru cevap verebilir bir yapıya kavuşması amacıyla infaz mevzuatımıza ilişkin değerlendirme, planlama ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçları yakından takip ediyor, sistemimizi daha iyi hale getirecek adımları atıyoruz. Bu çalışmalarımızda esas aldığımız anlayış açıktır, güçlü hukuk devleti, suçla kararlılıkla mücadele eder, cezanın gereğini eksiksiz yerine getirir ve toplumun güvenliğini sağlar. Aynı zamanda insan onurunu korur ve kişinin yeniden topluma kazandırılması için gerekli imkanları oluşturur. İş yurtlarımızın eğitim ve üretim kapasitesini artırmaya, yeni meslek alanları oluşturmaya, teknolojik imkanları daha etkin kullanmaya, kamu ve özel sektörle iş birliklerini genişletmeye bu anlayışla devam edeceğiz. Bunu yaparken bu büyük sistemi omuzlarında taşıyan personelimizi de güçlendireceğiz. Kurum müdürlerimizden infaz ve koruma memurlarımıza, mühendislerimizden teknisyenlerimize, öğretmenlerimizden psikolog ve sosyal çalışmacılarımıza, usta öğreticilerimizden idari personelimize kadar bütün çalışma arkadaşlarımız bu sistemin başarısında büyük pay sahibidir. Bugün burada sergilenen her üründe onların da bilgisi, emeği ve fedakarlığı vardır. Burada kazanılan her meslek, edinilen her beceri ve ortaya çıkan her ürün, bir insanın geleceğine yapılan yatırımdır. Üretmek insana yalnızca ekonomik bir değer kazandırmaz, özgüven kazandırır, sorumluluk kazandırır ve kendi emeğiyle yeni bir hayat kurabileceğini gösterir. Bugün bu fuarda gördüğümüz emeğin bizim için taşıdığı anlam da budur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye yüzyılını adaletin yüzyılı kılma hedefimiz doğrultusunda hukuk devletimizi güçlendirmeye, toplumumuzun huzurunu korumaya ve ceza infaz sistemimizi daha güçlü hale getirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki burada ortaya konulan her emek yeni bir başlangıca, öğrenilen her meslek yeniden kurulacak bir hayata, kurulan her iş birliği ise daha güçlü bir toplumsal geleceğe katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarımızın hazırlanmasında emeği geçen başta İş Yurtları Kurumu Başkanlığımız ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüz olmak üzere bütün kurumlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İş yurdu atölyelerinde emek veren, meslek öğrenen ve burada gördüğümüz ürünleri ortaya çıkaran hükümlü ve tutuklularımıza da gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarımızın Mardin’e hayırlı olmasını diliyor, emeği bulunan herkesi bir kez daha tebrik ediyorum’’ diye konuştu.
Mardin’de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkındaki programa Bakanlar Gürlek ile Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Milletvekili Muhammed Adak, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman, Bakan yardımcıları, adliye personeli ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, İş Yurtları, Ürün ve El Sanatları Fuarının emeğin insan hayatındaki dönüştürücü gücünün meslek edinmenin ve yeniden başlamanın ne kadar kıymetli olduğunun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. İnsanın hayatında hatalar, yanlış tercihler ve bazen telafisi güç hadiseler yaşayabileceğini kaydeden Bakan Işıkhan, ’’Ancak önemli olan insanın geçmişindeki hatalarına mahkum edilmemesi, yeniden ayağa kalkabilmesi ve topluma faydalı birey olarak hayatına devam edebilmesidir. Adalet toplumun huzurunu ve güvenliğini teminat altına alırken insana yeniden bir gelecek kurma fırsatı da sunar. İşte bugün burada sergilenen her bir ürünün ardında bu anlayışın somut bir karşılığı bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bizler de insanımızın meslek edinmesini becerilerini geliştirmesini ve üretken bir hayatın içerisinde yer almasını son derece kıymetli buluyoruz. Bu anlayışa Adalet Bakanlığımızla kıymetli bir işbirliği yürütüyoruz. Geçtiğimiz yıl Bakanlıklarımız arasında imzaladığımız protokolle hükümlülerin, yükümlülerin ve eski hükümlülerin istihdam imkanlarını geliştirmeyi ve çalışma hayatına katılımlarını kolaylaştırmayı hedeflemekteyiz. Ceza ve infaz kurumlarında kazanılan bir mesleğin tahliye sonrası yeni bir hayatın kapısı olmasını da destekliyoruz. İş-Kur aracılığıyla yürüttüğümüz çalışmalarda da eski hükümlü vatandaşlarımızın istihdama katılmalarına destek oluyoruz. Nitekim bu sene kendi işini kurmak isteyen eski hükümlü vatandaşlarımıza sağladığımız hibe desteğinin üst limitini bu yıl 550 bin liraya yükselttik’’ dedi.
’’Milletimize hizmet etmeye ve ülkemizi Türkiye yüzyılı hedeflerine taşımaya devam edeceğiz’’
Mardin’in tarihi boyunca emeğin, ustalığın ve zanaatkarlığın hayat bulduğu bir merkez halinde olduğunu anlatan Bakan Işıkhan, şöyle devam etti:
’’Bu şehrin taşına işleyen her nakışta, telkarisinde, bakırcılığında ve dokumacılığında bu yüz yılların birikimi, alın teri ve sabrı vardır. Bugün burada sergilenen eserler de aynı emeği aynı sabrı ve aynı üretim gayesini sürdürmekteyiz. Bu topraklarda taşın sanata dönüştüğü gibi emeğin de insan hayatına dönüştürdüğüne inanıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin her alanda gelişmesi ve insanı merkeze alan kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla büyük bir çaba sarf ediyoruz. Bizler inanıyoruz ki güçlü bir Türkiye, adaletiyle, toplumsal dayanışmasıyla, üretim gücüyle ve her bir vatandaşına sunduğu fırsatlarla yükselecektir. Bu anlayışla milletimize hizmet etmeye ve ülkemizi Türkiye yüzyılı hedeflerine taşımaya devam edeceğiz. Ayrıca bu fuarın da Mardin’de organize edilmesinden dolayı da büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Emek vererek, öğrenerek, üreterek bu eserleri ortaya çıkaran tüm kardeşlerimi gönülden kutluyorum.’’
’’Bu fuarda sergilenen her ürünün arkasında meslek edinme süreci bulunuyor’’
Adalet Bakanı Akın Gürlek de, İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarında, ülkenin dört bir yanındaki ceza infaz kurumlarının iş yurdu atölyelerinde ortaya çıkan emeği, üretimi ve mesleki birikimi Mardinli vatandaşlara buluşturduklarını söyledi. Bakan Gürlek, şöyle dedi:
’’Bu güzel fuarda sergilenen her ürünün arkasında bir eğitim, bir meslek edinme süreci, çalışma disiplini ve büyük bir teşkilat emeği bulunuyor. Ortaya çıkan eserleri gördükçe çalışma arkadaşlarımla bir kez daha gurur duyuyorum. Üretim merkezlerinden tedarik zincirlerine, tasarım ve Ar-Ge çalışmalarından üretim atölyelerine kadar bu sürecin her aşaması, değerli bir ortak aklın ve emeğin eseridir. Burada gördüğümüz ürünlerin kıymetini, onları ortaya çıkaran bu büyük çalışmayla birlikte değerlendirmek gerekir. Çünkü bu atölyelerde yalnızca üretim yapılmıyor, insanların tahliye sonrasında hayatlarını yeniden kurabilmeleri için bilgi, beceri ve tecrübe kazanmaları da sağlanıyor. Adalet Bakanlığı olarak ceza infaz sürecine yalnızca cezanın yerine getirildiği bir dönem olarak bakmıyoruz. Hukuk devletinin görevi, verilen hükmü eksiksiz biçimde infaz etmek kadar, kişinin yeniden topluma dönüşüne hazırlanmasını da sağlamaktır. Ceza infaz kurumlarında bulunan insanların yeniden ailelerine, çalışma hayatına ve toplumun içine dönecekleri gerçeğini göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Dolayısıyla mesele yalnızca kişinin cezasını tamamlaması değildir. Asıl meselelerden biri de tahliye olduğunda hayatını yeniden kurabilmesine imkân sağlayacak bilgiye, mesleğe, iş tecrübesine ve çalışma disiplinine sahip olabilmesidir. Böylesine zorlu bir süreçten müspet sonuçlar elde edilmesini sağlayan çalışmalar, ekonomimize ve nitelikli iş gücümüze katkı sunarken geleceğe yönelik umutları da güçlendirmektedir. İş Yurtları Kurumumuzun temel amacı da budur, hükümlü ve tutuklularımızın meslek sahibi olmalarını sağlamak, mevcut mesleki becerilerini geliştirmek, üretim süreçlerine katılarak sorumluluk ve iş tecrübesi kazanmalarına imkan vermek, tahliye sonrasında nitelikli bir işe girebilmelerini veya kendi işlerini kurabilmelerini kolaylaştırmak ve toplumsal hayata yeniden uyumlarını desteklemek. Bu konuda yapılan araştırmalar da iş yurtlarında yürütülen çalışmaların, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına, nitelikli iş gücüne katılmalarına, ekonomik ve sosyal hayata uyum sağlamalarına katkısını ortaya koymaktadır. Bu anlayışın bugün ulaştığı kapasiteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İş Yurtları Kurumumuz bünyesinde 379 İş Yurdu Müdürlüğü, 200’ü aşkın iş ve meslek kolunda faaliyet göstermektedir. Mobilyadan tekstile, metal işlerinden gıdaya, tarım ve hayvancılıktan elektrik-elektroniğe, inşaat ve onarımdan el sanatlarına kadar çok geniş bir alanda eğitim ve üretim gerçekleştirilmektedir. Bu büyük yapının yürütülmesinde 12 bin 635 personelimiz görev yapmaktadır. 2025 yılı içerisinde 77 binden fazla hükümlü ve tutuklu, çalışma ve işbaşı mesleki eğitim süreçlerine katılmıştır. Böylece bu süreçlere katılım, 2024 yılına göre yaklaşık yüzde 32,6 oranında artmıştır. 2026 yılında da bu çalışmalarımızı sürdürdük. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla, yıl içerisinde faaliyetlerimizde yer alan hükümlü ve tutuklu sayısı yaklaşık 82 bine ulaşmıştır. Halen bu faaliyetlerin içerisinde yer alan hükümlü ve tutuklu sayısı ise 32 binin üzerindedir. Ancak bizim için bu rakamlar kadar önemli olan, insanların ceza infaz kurumlarından hangi bilgi ve becerileri kazanarak ayrıldıklarıdır. Bu nedenle üretim faaliyetlerini mesleki eğitimle desteklemeye özel bir önem veriyoruz. Ceza infaz kurumlarımızdaki Mesleki Eğitim Merkezi sayısını son altı ay içerisinde 67’den 73’e çıkardık. Ekim 2026 sonu itibarıyla bin 306 hükümlü öğrencimiz bu merkezlerde eğitimlerine devam etmektedir. Eğitimlerin sonunda kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgeleri ile meslek lisesi diplomaları verilmektedir. Bugüne kadar bu kapsamda 25 bin 812 mesleki belge düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumuna bir mesleği olmadan giren bir insanın, tahliye olduğunda elinde geçerli bir meslek belgesiyle çıkabilmesi son derece kıymetlidir. Ancak bu belgenin çalışma hayatında karşılık bulması da en az onun kadar önemlidir. Amacımız, kişinin bir işyerinde çalışabilmesi, kendi işini kurabilmesi ve ailesinin geçimine kendi emeğiyle katkı sağlayabilmesidir. Bu noktada yalnızca kurumlarımızın kendi imkanlarıyla yetinmiyor kamu kurumlarımızla ve özel sektörümüzle güçlü mesleki iş birlikleri yürütüyoruz.’’
’’Eğitim faaliyetlerimizi yalnızca meslek kazandırmakla sınırlı tutmuyoruz’’
Kasım 2026 itibarıyla kamu sektörüyle yapılan 80 ayrı sözleşme ve özel sektörle yapılan 105 ayrı sözleşme kapsamında, toplam 4 bini aşkın hükümlü ve tutukluya doğrudan çalışma ve mesleki deneyim imkanının sağlandığına değinen Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
’’Çünkü ceza infaz kurumunda edinilen mesleki tecrübenin gerçek çalışma hayatıyla buluşması, kişinin tahliye sonrasında istihdama katılımını güçlendirmektedir. Önümüzdeki dönemde kamu kurumlarımızla, meslek kuruluşlarımızla ve özel sektörümüzle bu iş birliklerini daha da geliştirecek; kamu işyerlerinde eski hükümlü çalıştırılmasına ilişkin kanuni yükümlülüğün etkin uygulanmasının da takipçisi olacağız. Eğitim faaliyetlerimizi ise yalnızca meslek kazandırmakla sınırlı tutmuyoruz. İnsanın toplumsal hayata yeniden hazırlanmasını, manevi rehberlik ve eğitim çalışmalarıyla da destekliyoruz. Bu kapsamda hafızlık eğitimini tamamlayan hükümlülerimizin olması da yürütülen çalışmaların kıymetli sonuçlarından biridir. Bütün bu çalışmalarla, kişinin tahliye sonrasında kendisine yeni, meşru ve üretken bir hayat kurabileceği imkânları güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü yeniden suça yönelmeyi önlemenin en etkili yollarından biri de insanın böyle bir hayatı kurabilecek donanıma ve umuda sahip olmasıdır. İş yurtlarımızda yürütülen üretim faaliyetleri, bu toplumsal katkının yanında kamu hizmetlerine de destek olmaktadır. Adliyelerimizden üniversitelere, hastanelerden belediyelere ve diğer kamu kurumlarına kadar pek çok kurumun mobilya, tekstil, metal, gıda, bakım-onarım ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunulmaktadır. Dolayısıyla burada hem bir eğitim hizmeti hem bir üretim faaliyeti hem de güçlü bir topluma kazandırma politikası yürütülmektedir. Bu ortak emek, adalet hizmetinin ne kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu da göstermektedir. Adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan veya dosyalara yazılan hükümlerden ibaret değildir. Adalet, verilen kararın doğru şekilde infaz edilmesini, toplumun güvenliğinin korunmasını, mağdurun hukukunun gözetilmesini ve cezasını çeken kişinin yeniden topluma kazandırılmasını da kapsayan bütüncül bir devlet sorumluluğudur. Devletimiz, vatandaşımızın huzuruna kasteden suçlularla ve organize suç çeteleriyle hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde mücadele etmekte ve bu mücadelede hiçbir taviz vermemektedir. Ancak güçlü devlet anlayışımız bununla sınırlı değildir. Cezasını çeken insanın yeniden suçun içine sürüklenmemesi, bir meslek ve iş sahibi olarak hayatını yeniden kurabilmesi için ortaya koyduğumuz irade de bu anlayışın bir gereğidir. Devletimizin insana uzattığı el, bu sorumluluğun ifadesidir. İş Yurtları Kurumumuz, işte bu anlayışın en somut tezahürlerinden biridir.’’
’’Ceza infaz sistemimizi daha güçlü hale getirmeye devam edeceğiz’’
Bir taraftan suç ve suç örgütleriyle mücadelede tavizsiz bir iradeyi sürdürürken, diğer taraftan hükümlülerin yeniden topluma kazandırılması için gerekli imkanları oluşturmaktan da hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Bakan Gürlek, ’’Biz bu anlayışı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye yüzyılını yalnızca ekonomide, teknolojide, savunma sanayisinde veya büyük yatırımlarda daha güçlü bir Türkiye hedefi olarak değerlendirmiyoruz. Bu büyük vizyonun aynı zamanda hukukla, insan onuruyla, güçlü kurumlarla ve toplumsal huzurla tamamlanması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye yüzyılını Adaletin Yüzyılı kılma hedefimiz, ceza ve infaz alanındaki çalışmalarımıza da yön vermektedir. Bu hedef bizim için yalnızca yargılamaların hızlanması veya adliye hizmetlerinin geliştirilmesi değildir. Hükümlü ve tutukluların eğitim ve meslek edinme imkânlarının artırılması, kurumlarımızın fiziki ve teknik kapasitesinin geliştirilmesi, personelimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve tahliye sonrasında kişinin toplumsal hayata katılımının desteklenmesi de bu hedefin ayrılmaz parçalarıdır. Bu hedeflere ulaşmak için kurumlarımızın kapasitesini geliştirirken sistemimizin işleyişini de aynı dikkatle ele alıyoruz. Ceza ve infaz sistemimizin daha etkin, daha güçlü ve toplumsal ihtiyaçlara daha doğru cevap verebilir bir yapıya kavuşması amacıyla infaz mevzuatımıza ilişkin değerlendirme, planlama ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçları yakından takip ediyor, sistemimizi daha iyi hale getirecek adımları atıyoruz. Bu çalışmalarımızda esas aldığımız anlayış açıktır, güçlü hukuk devleti, suçla kararlılıkla mücadele eder, cezanın gereğini eksiksiz yerine getirir ve toplumun güvenliğini sağlar. Aynı zamanda insan onurunu korur ve kişinin yeniden topluma kazandırılması için gerekli imkanları oluşturur. İş yurtlarımızın eğitim ve üretim kapasitesini artırmaya, yeni meslek alanları oluşturmaya, teknolojik imkanları daha etkin kullanmaya, kamu ve özel sektörle iş birliklerini genişletmeye bu anlayışla devam edeceğiz. Bunu yaparken bu büyük sistemi omuzlarında taşıyan personelimizi de güçlendireceğiz. Kurum müdürlerimizden infaz ve koruma memurlarımıza, mühendislerimizden teknisyenlerimize, öğretmenlerimizden psikolog ve sosyal çalışmacılarımıza, usta öğreticilerimizden idari personelimize kadar bütün çalışma arkadaşlarımız bu sistemin başarısında büyük pay sahibidir. Bugün burada sergilenen her üründe onların da bilgisi, emeği ve fedakarlığı vardır. Burada kazanılan her meslek, edinilen her beceri ve ortaya çıkan her ürün, bir insanın geleceğine yapılan yatırımdır. Üretmek insana yalnızca ekonomik bir değer kazandırmaz, özgüven kazandırır, sorumluluk kazandırır ve kendi emeğiyle yeni bir hayat kurabileceğini gösterir. Bugün bu fuarda gördüğümüz emeğin bizim için taşıdığı anlam da budur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye yüzyılını adaletin yüzyılı kılma hedefimiz doğrultusunda hukuk devletimizi güçlendirmeye, toplumumuzun huzurunu korumaya ve ceza infaz sistemimizi daha güçlü hale getirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki burada ortaya konulan her emek yeni bir başlangıca, öğrenilen her meslek yeniden kurulacak bir hayata, kurulan her iş birliği ise daha güçlü bir toplumsal geleceğe katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarımızın hazırlanmasında emeği geçen başta İş Yurtları Kurumu Başkanlığımız ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüz olmak üzere bütün kurumlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İş yurdu atölyelerinde emek veren, meslek öğrenen ve burada gördüğümüz ürünleri ortaya çıkaran hükümlü ve tutuklularımıza da gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarımızın Mardin’e hayırlı olmasını diliyor, emeği bulunan herkesi bir kez daha tebrik ediyorum’’ diye konuştu.
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR